Kapadokya… Binlerce yıllık tarihi, doğa harikası peri bacaları ve mistik atmosferiyle her yıl milyonları ağırlayan büyüleyici bir coğrafya.
Türkiye, binlerce yıllık medeniyetlerin beşiği… Anadolu, tarih boyunca farklı inançlara, kültürlere ve milletlere ev sahipliği yapmış eşsiz bir coğrafya.
İstanbul… Kaosun, trafiğin, kalabalığın, kargaşanın başkenti.
Geçtiğimiz günlerde Turizmhaberci.com ve İGFA Haber gazetelerinde yayımlanan Halıdere’de Türk İzleri başlıklı yazım üzerine birçok eleştiri aldım. Bunların bir kısmı eleştiri sınırlarını aşarak doğrudan ithama dönüştü.
Tarih, kimi zaman göz ardı edilen bir aynadır. O aynaya dikkatle bakanlar, geçmişin tozlu sayfalarında sadece yıkılmış medeniyetleri değil, köklerini, kimliğini ve geleceğini de görür.
Pazar sabahı, saat tam 8. Telefonun o keskin sesiyle uykunun derinlerinden gerçekliğe çağrıldım.
Bolu Kartalkaya’daki otel yangını, hepimizin vicdanına düşen kara bir leke olarak tarihe geçti.
Geçmişin zarafetiyle geleceğin estetiğini buluşturmak, modern dünyanın hızlı tüketim döngüsünde pek çoğumuzun unuttuğu değerleri yeniden hatırlatıyor.
Milas müzesini gezme fırsatı bulduk, müze müdürümüz, müze içinde bulunan tarihi bir bina içinde sergilenen halı kilim müzesini gezdirdi.
Türk dünyasının ekonomik iş birliğini güçlendirmek amacıyla düzenlenen 7-9 Kasım Türk Ticaret Fuarı ve Paneli, yoğun katılımla gerçekleşti.
Türkiye Cumhuriyeti’nin yakın tarihinde öyle bir kuşak var ki, her şeyleri doğal, samimi ve net!
Havaların soğuması ile birlikte açık havada yürüyüş yapmak zorlaşıyor, gün ışığının olduğu saatleri kapalı alanlarda geçiriyor ve sürekli atıştırmalık tüketme ihtiyacı yaşıyoruz.